19 Ocak 2017 Perşembe

Yasasin Yarin Cuma :)

Calismayinca Cuma beklenmiyor mu sandiniz? Itiraf edeyim ki artik Cuma gunlerini eskisinden daha buyuk bir hevesle bekliyorum. Cuma gunu bizim en zevkli, en onemli, en mutluluk verici event'imiz var: Pazara gidiyoruz 😃.

Evet evet bildiginiz pazar. "Bildiginiz" dedim ama belki de bilmiyorsunuzdur. Ben Istanbul'da yasarken en son pazara ne zaman gittigimi bile hatirlamiyorum. Hafta ici kurulan pazarlara gitmek zaten calisirken mumkun degildi. Haftasonu pazari olan bir semtte yasamadim. Arabaya binip bir saat yol gitmeyi, park yeri aramayi, iki alisveris yapacagiz diye cinlerin tepeme cikmasini da gozum almadi hic. Zaten buyuk marketlerde, olmazsa daha butik sarkuterilerde her sey vardi. Kucuk yerlerdeki pazarlari cok sevmeme, yurtdisinda tatildeyken varolan tum pazarlari gezmeden donmememe ragmen Istanbul'da pazara gitme istegi de duymadim ayrica. Doran dogduktan sonra yediklerimizin dogalligini sorgulamaya baslayip birkac ciftlikten siparis vermeyi denedim, Istanbul fiyatlarinin bile 4-5 kati maliyetleri goze alip. Olsun, pahali olsun ama cocugum dogal beslensindi. Haftalik siparisi ver, 3 gun sonra kargoyla gelsin, koli aksama kadar ofiste dursun, eve gidene kadar zaten yarisi bozulsun derken bu sistem de uzun sureli olamadi. Cocuklar icin meyve sebze, her daim tatsiz domates, her alisimizda "bir daha almayalim bu ne bicim biber" diye kendi kendimize soz verdigimiz ama surekli almaya da devam ettigimiz biber, alindiginin ertesi gunu porsuyen marullar ya da sentetik gobekler icin tekrar donduk marketlere...

Koyde yasamaya baslayinca o dolasmayi sevdigimiz "kucuk yer pazari"na da kavustuk. Kisa sure icinde pazara gitmek, ihtiyac karsilamak icin alisveris yapmaktan, heyecan ve mutluluk veren bir aktiviteye donustu bizim icin. Cunku pazarimiz cok cok cok guzel :) 

Genelde koylu uretici kendi mahsulunu getiriyor pazara, halden alinma urun cok cok az. Onlar da burda yetismeyen urunler. Her sey o kadar guzel, o kadar taze, o kadar dogal ki...  Tezgahlar guzelim sokaklara kurulu. Oyle sevimsiz pazar brandalari da yok, her tezgahin kendi semsiyesi var genelde. Gunesten, yagmurdan korunacak kadar. Cogu tezgahta aileler var. Ben genelde koylu teyzeleri ve ozellikle yanlarinda cocuklari olan kari-kocalari tercih ediyorum.  Her sey var pazarimizda,  mis kokulu ballar, cesit cesit peynirler, dunyanin en guzel domateslerinden, kapyalarindan emek emek yapilan salcalar, bebekler icin yapilmis tarhanalar, eristeler, taptaze yumurtalar, balik, ot, meyva, sebze, baharat, kuru yemis, zeytin, zeytinyagi, her sey, her sey... Tezgahlara bakarken, elmalarin, biberlerin, yesilliklerin renkleri basimi donduruyor bazen. 38 yil boyunca yemedigim seyleri yemeye basladim. Maydanozdu, dereotuydu hic sevmezdim, simdi her hafta 3er 5er demet aliyorum. Dolaptakiler Cuma'dan once bitecek diye odum kopuyor hatta. Hayatimda hic pancar yapmamistim, simdi haftada en az bir yapiyoruz. Evde yenmemesine ragmen pirasa aliyorum, cunku cok guzeller. Sonra yensin diye incecik kavurup sigara boregi yapiyorum mesela, buzluga atiyorum. Elbet zamani gelir onun da:) Eskiden balik evde nadiren - o da ancak belirli cesit ve firinda- piserdi, simdi her Cuma ve Cumartesi balik gunumuz. Tarladan mevsiminde cikan sebzeleri gordukce bunyemiz de olmasi gereken ritme geri donuyor bir yandan.  Eskiden tadi bir seye benzemese de surekli domates alirdik mesela, salatada yemekte bir renk olsun diye. Simdi mevsimi gecince direk unuttuk domatesi onun yerine roka, havuc, siyah havuc, turp ariyor gozlerimiz. Salatalarda domates kirmizisi yok ama doganin nimetlerinin binbir rengi var :)

Istanbul'da gunde 12 saat calisip kavanozda bir hayat surmekten nasil unuttuysak gercek hayati, pazarda her seyin secilmesine bile sasirdim baslarda. Cocuklugumdan hatirlarim, o zamanlar bile pazarcilar kizardi musteri secmeye kalkinca. Burda her seyi kendin seciyorsun, kimse "onu elleme, ordan alma" demiyor.  1 TL icin 50 TL veriyorsun utana sikila, acaba laf yiyecek miyim diye, " Bozabilecek misin?" diye sorunca " Ne demek abla. benim gorevim bu bozarim tabi" oluyor aldigin cevap. Istanbul'da olsa adam satmadan kovalar seni tezgahtan. Mandalina tatli mi diye soruyorsun, hemen soyulup onune geliyor bir mandalina. Balin tadina bakmak istiyorsun, tek tek plastik kasiklarla butun cesitler ikram ediliyor. 1 kilo aliyorsan yarim kilo da oracikta yiyorsun. Dogal olan, zaten olmasi gereken, Istanbul disindaki yerlerde zaten de olagelen hem  sasirtiyor, hem de mutlu ediyor. Biraz da bunun icin sanirim pazarin bu kadar keyifli olmasi. Urunler, gorunus, insanlar, davranislar, hepsi nostaljik bir film gibi. Marketing deyimiyle "total value proposition'i cok zengin bizim icin. 

Pazara mutlaka Aden'le beraber gidiyorum. Eger bir sekilde okul yoksa Doran'i da mutlaka goturuyorum. Gorsunler, ogrensinler istiyorum. Aden de cok seviyor pazara gitmeyi, hatta kiligina kiyafetine ayri bir dikkat ediyor :) E ne de olsa bizim icin en az Kanyon ayarinda bir aktivite 😂, ust-bas onemli bir mevzu. Evden cikarken pazar cantalarimizi mutlaka Aden tasir. Pazarda da karnini doyurur guzelce. Elmacidan bir elma secer, ustune silip isirir. Peynirciden mutlaka dil peynirini alir. Yetmezse kasar koparir. Bir tezgahtayken bagirinip cemkirmeye baslarsa teyzeler hemen bir salatalik tutusturur eline. Baligin temizlenmesini beklerken balikcinin yanindaki bakkaldan ayranini alip icer. Boyutu kendine gore olan posetleri de mutlaka kucaginda tasir, annesine yardim eder.
Hava cok soguk ya da yagmurlu degilse - ve de Doran'in gelmesine vakit varsa- deniz kenarinda ufak bir keyifle bitiririz pazari. Aldiklarimizin mutlulugunu paylasmaya hizla eve kosariz. 

Aldiklarimizla neler yaptigimiz da ayri bir mutluluk kaynagi. Onu da ayrica yazarim:) Herkese simdiden mutlu hafta sonlari :)
Cantalar tamam.

Cok guzel gorunmuyor mu sizce de ? :)
Aden'in pazar kreasyonundan...

11 yorum:

  1. ahhh ne kadar imrendim! çok güzel :)

    YanıtlaSil
  2. Barış Akkiriş19 Ocak 2017 14:01

    Selam Başak,
    Bugün blogunu şans eseri fark ettim; hikayeyi -yazdığın kadarıyla- okudum; ve harika buldum! :)
    Ne kadar güzel bir iş yapmışsınız; bunu bizden duymanıza gerek yok - sen daha iyi biliyorsun. Umarım şansınız da yaver gider, musmutlu huzurlu bir hayat boyu..
    Ufaklıkları da bizimkilere benzettim- kızım 4, oğlan 6 yaşında; tabi onların alternatifleri olduğundan şu anda haberleri yok :)
    Selamlar, sevgiler
    Barış Akkiriş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sagol Bariscim, insallah:) Her zaman bekleriz, bir bakin, belki akliniz celinir :)
      Sevgiler

      Sil
  3. Başak Hanım merhaba ,
    Sizinle tanışıklığımız Novartisten toplantıdan toplantıya olsada kıbrıs toplantımızdaki yakınlığınızı anneliğinizi hiç unutmuyorum. Biz sahilde kızlarla otururken sizde doranı denize sokuyordunuz daha küçücüktü... bende bugün tesadüfen rastladım bloğunuza ve şok oldum tüm işlerinizi bırakıp küçük bir yere yerleşmenize �� Fakat gerçekten umut ışığı oldunuz şuanda bana "küçük bir sahil kasabasına yerleşelim " cümlesini söyleyen çok ama gerçekleştiren okadar az tanıdığım varki bir kere daha takdir ettim sizi yolum oralara düşerse mutlaka görüşmek isterim sizinle sevgi ve saygılarımla.... sağlıcakla kalın

    YanıtlaSil
  4. Melike'cim mutlaka bekleriz :) Gerci sahil kasabasinda degil, dag koyundeyiz; ama burasi sahilden daha guzel bence:) (kasabaya pazar ve keyif icin iniyoruz sadece) Hayattan beklentini net olarak ortaya koyunca her karar daha kolay veriliyor, karar verince de sonrasi geliyor zaten :) cok sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Harika betimlemissin Basak'cim, pazara gitmis kadar oldum inan ki :-) guzel haberlerinizi almak cok mutlu etti, gorusebilmek umidiyle :-)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkurler Arda'cim, bekleriz her zaman :)

      Sil
  6. Başak selamlar;
    bugün şebnem paylaşınca haberim oldu blogdan, keyifle bir çırpıda okudum yazını, ofis ortamında katıla katıla güldüm tabi içimden ve sessizce. Deli değiliz ya biz sesli gülmek ne demek. Keşke olabilsek en az senin kadar. Bir de şüphe var tabi oralardan mutlu tablolar çizip bizi mi kandırıyorsunuz diye. Of zor bir karar. Ancak ben böyle bişey istiyorum sanırım, sen bi şebnem'le konuşsan ya. Belki çekip kopartamazsın bizi buraya bağlayan halatı, ama bi çentik de sen atarsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :):) Mustafa'cim tablo mutlu evet, ama cok kolay ya da bedelsiz degil, orasi kesin :) Once alistigimiz, alistirildigimiz bircok seyden vazgecmek gerekiyor. O yuzden gercekten bu degilse insanin istedigi, bir sure sonra zorlanabilir gibi geliyor bana. En onemli kriter de bu hayati beraberce ama gercekten istemek, hayatimizdaki diger kisi istiyor diye razi olmamak:) Sebnem'e de yazdim, havalar biraz duzelsin mutlaka gelin, kendiniz gorun, guzellikleri, zorluklari bir tartin:) Cok sevgiler

      Sil
  7. Çanakkale'yi "gezilecekler listemize" ekliyoruz, yaklaşınca konum isterim :) Görüşmek dileğiyle.

    YanıtlaSil