15 Mart 2017 Çarşamba

Bahara Giris 101

Bir iki haftadir taa cocuklugumdan kalan, hafizamin derinliklerine yerlesmis, sozlerini de bir turlu tam hatirlayamadigim bir sarki donup duruyor kafamda. 

"Kopek hav hav der, kedi miyavlar, 
Uyanirlar ciftlikteki butun hayvanlar.
Once kaz gelir, sonra ordekler,
Golun serin sularinda dostca yuzerler.
Ordek vak vak der, tavuk gitgidak,
Horoz oter coplugunde gurur duyarak.
Civcivler kosar cik cik cik diye,
Ari ucar ciceklerden toplar hediye.
Gunes yukselir, hava isinir,
Koyumuzun her yanina bir canlilik gelir..."

Yaklasik 35 yil once soyledigim bir sarkinin durup durup simdi aklima dusmesinin sebebi, hep hatirlattigi bahar ve yasattigi sebepsiz mutluluk hissini uzun bir aradan sonra yeniden duymam sanirim :)

Baharin ne kadar mucizevi oldugunu sehir disinda cok daha iyi farkediyor insan. Once gun daha erken isimaya basliyor. Kus civiltilari kaplıyor evin icini. Kenarda, kosede kalsa da azicik daha fazla gunes alan bir karis toprak bile yesilleniveriyor hemen. Bir yigin camurun ortasinda, bir narin sari cicek aciveriyor. Bademler cicekleniyor, eriklerin, kirazlarin, kayisilarin tomurcuklari patliyor yavas yavas. Yazin sicakliktan, kisin ise soguktan pek fazla ortada gorunmeyen kuzular, oglaklar her kosede karsiniza cikiyor. Koyunlarin sutleri artiyor yeniden, 6 aydir olmayan guzelim yerel koyun yogurdu dolaplara giriyor. Tavuklar sanki sihirli degnek degmiscesine her gun yumurtlamaya basliyor. Zaten ucuz olan pazarda sebzeler ya daha da ucuzluyor, ya da demetler buyuyor. Kis meyve ve sebzeleri yerlerini yavas yavas bahar mahsullerine birakiyor. Her gun gozlerimizi ve ruhumuzu toprak rengiyle doyuran manzara, bize yesiller sunuyor artik ve o yesilin tonu her gun daha bir canlaniyor. Doga yavas yavas, gerine gerine her koldan uyaniyor, uyandikca verim ve de o verime layik olmak icin insanoglunun harcayacagi emek artiyor. Artik tembel kis gunleri geride kaldi. Simdi aklini, bedenini, zamanini dogaya adamak zamani...

Bir karis topraktaki guzellik... 
Kasimda diktigimiz fidanlarimiz tutmus. Daha buyuk mutluluk var mi?


Manzaramiz yeserdi

Bu da bizim cevre yolu:) Kenarlari yemyesil oldu bile, hem de kendiliginden :)
Onde zeytin agaclari, arkasinda dag...


Bahar dallari arasindan komsu koy ve Kuzey Ege


Doganin yenilenisine kendisini de yenileyerek eslik etmek istiyor insan. En basit ve geleneksel yontemiyle guzel bir bahar temizligi yapma gudusu geliyor. Biz de icimizdeki bu cagriya kulak verip bahara guzel bir ic dis yikama, parlatmayla girelim dedik :) Ne yaparsak yapalim bizim evimizin oyle bal dok yala bir ev olmasina imkan yok. Sonucta tarlanin ortasinda ve yasayan bir ev. Tam salonu supurmeyi bitirirsin, Aden elinde parca pincik oyun hamurlariyla gelir. Hadi onlari da temizleyip baska bir yere gecersin, 2 dakika  gozlerini ayirdiginda oldugu yeri sticker yagmuruna tutar. O olmasa Doran'in oynanmaktan asinmis toplarinin parcalari yeni bir gol sonrasi etrafa yayilir. Ya da duvarda patlayan bir basket biraz siva ya da tas doker. Hadi o da olmadi, bahceden gelen bir avuc kuru mese yapragi cikar her yerden. Kapinin onunu saatlerce fircalarsin, bir yagmur yagar hic temizlenmemiscesine camur olur her yer. Tarlada toplanmamis iplik bile birakmazsin, ruzgar arkadaki insaattan bir cimento torbasini getirip tarlanin ortasina ativerir. Yani diyecegim o ki bizim bir apartman dairesi ya da villa bahcesi temizligine ulasmamiz mumkun olmasa da belki de hayatimdaki en detayli bahar temizligini yaptik bu yil. 5 gun boyunca evin icini, 2 tam gun boyunca bahceyi ve tarlayi temizledik. Sanirim temizlikten daha cok yenilenmeye eslik etmek, ortak olmak, o yeniligin parcasi hissetmek ve topraga ilk emegi onu arindirarak vermek durtusuydu bu.


Tarla temiz, bostan surulu, ekime & dikime hazir

Su ara karsima fazlaca "bilincaltina bahar temizligi",  "kotu enerjilerimize bahar temizligi" temali workshop duyurulari cikiyor. Bilincaltimi da temizler mi, yillarin toksinini atmama yardimci olur mu bilmem ama ruh ve enerji temizligi icin toprakla hasir nesir olmayi bekliyorum ben.

Nisan yaklastikca heyecanla beraber bir kaygi da kapliyor icimi. Malum Nisan cogu sebzenin ekim ayi. Omrunde evinde bir saksi cicegi bile bakmamis, bitkilerle tek iliskisi gelen orkideleri ofiste caminin onune dizmekten ibaret olan ben, artik ufak ufak toprakta can buyutmeyi, kendimize kadar da olsa mahsul almayi ve mutfagimdaki sebzeleri topragimdan cikan sebzelerle degistirmeyi hedefliyorum. Dolayisiyla kaygiliyim. Kaygi, belirli bir seviyenin altinda kalmak kaydiyla performansi artirir. Bunun da bilinciyle teorik calismalarimizi, planlamalarimizi ve hazirliklarimizi tamamladik. Kopekler ve yakin zamanda edinecegimiz tavuklar girmesin diye ekmeyi planladigimiz yerin etrafini telle cevirdik. Sulama icin kucuk bir depo edindik. Ne ne zaman dikilmeli, karik acmak, karik sirtina cukur acmak, sulama ozellikleri, hangi sebze ne zaman capalanmali teorik olarak tamam. Sirada fide/tohum edinmek ve dikim zamanini beklemek var.  Teorisini calistigimiz bilgiyi pratikte ne kadar becerebilecegimi ise bu yil gorecegiz. Elbette ki daha ilk denemede hedefi 12den vurmayi beklemiyorum. Aslinda is hayatinda da kendimize yaptigimiz en buyuk haksizlik bu degil mi? Hataya yer birakmamak. Oysa insan gercekten de hata yaptikca ogreniyor. Degiskenleri onceden tamamiyle kontrol edemedigimiz, acemisi oldugumuz bir ortamda ise ogrenmenin tek yolu belki de yanlis yapmak ve vazgecmemek. Bu seneki yanlislarimi seneye, gelecek seneki yanlislarimi da bir sonraki sene yapmazsam, elbet bir sure sonra hayalimdeki bostana, ürünlere ve bolluğa kavusurum.

Baharla birlikte icinizde uyanan acelecilik Nisani beklerken de toprakla ugrasmaya itiyor insani. Hele ki hava azicik isinip gunes de yuzunu nazli nazli gostermeye baslayinca...  Tarlaya inene kadar evin onune ve sevgili ablamin elleriyle yaptigi supersonik saksilara biraz cicek dikelim dedik. Simdilik sadece hercai menekse, biraz cuha, lavanta, yasemin ve siklamen. Yagmurun ara verdigi bir gun Aden'le dikiverdik cicekleri. Keske bir de kucuk kuregimiz olsaymis... Kureksiz oldukca zorlansak da, Aden bir tanesini diker dikmez sulayacagim diye ustune basip heder etse de baya eglendik, ortaya cikan guzel goruntu de cabasi. Ustelik de cicekler hala yasiyor, demek ki o kadar da beceriksiz degilmisim:) Bundan cesaretle yaz ciceklerini bekliyoruz, biraz daha dikecegiz. 

Subat-Mart gecis aktivitelerinin sonuncusu da kumes hazirliklari oldu. Buyuk sehir terminolojisiyle serbest gezinen tavuklarimizin evleri hazir, yakin zamanda kendilerini edinip tarlamizda serbest serbest gezinmelerini izlemeyi, sabahlari folluktan kendi ellerimizle yumurta toplamayi hayal etmeye basladik. 

Umarim bir sonraki yazida free range tavuklarimiz, kendi ellerimizle diktigimiz fidelerimiz ve ektigimiz tohumlarimiz olur. 

Bahar aslinda cok kisa suruyor, goz acip kapayana kadar yerini tahammulsuz sicaklara birakacak. Bu gunler biraz soguk da olsa, kendinizi disarlara atip baharin tadini cikarin. Hepinize trafiksiz, park yeri problemsiz, deniz kenari cafelerde masa sirasi beklemesiz, bol gunesli, oksijenli, yesillikli, civil civil bir bahar diliyorum :)  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder