30 Kasım 2017 Perşembe

Kışa Doğru...

Bugün hangi gün bilmeye gerek var mı? Pazartesi olsa ne değişir, Perşembe olsa, Cumartesi olsa ne değişir... Saatin bir önemi olur mu, planlanan bir toplantı, iş yetiştirecek bir deadline olmadıktan sonra? Sabaha alarm kurar mısın, trafik sorunun, saatli bir işin yoksa?

Imkansız gibi geliyor ama Doran'ın okulu da olmasa bu soruların hepsinin cevabı benim için hayır.  Doğada modern dünyanın zaman dilimlerinin değil, doğa kurallarının önemi oluyor. Yarın hangi gün önemli değil, ama yağmur yağacaksa örneğin, ona göre planlama yapman lazım.  Uykun geldiğinde yatıp, uykunu alınca kalkabilirsin (bu cümle çocukların da uyuduğu varsayımı üzerine kurulu belli ki); ama çiftçilik yapıyorsan hava ısınmadan kalkıp bahçeni sulaman lazım. Bir sonraki toplantı kaçtaydı diye dertlenmezsin ama kış geliyorsa önlemlerini baştan alman lazım.

Ateş bizi çağırıyor
Bizim evimiz sevdiceğimin deyimiyle yaşayan bir organizma. Yazın genleşen ahşap doğramalarımız havaların soğumasıyla beraber daralır örneğin. Bir önceki kış çekilen slikonları yenilemek, pencerelerin etraflarındaki, sokak kapılarının altlarındaki süngerleri sağlamlarıyla değiştirmek; taşların arasından hava geliyor mu diye kontrol etmek, geliyorsa sıva ya da slikon yapmak  gerekir ki ısı kaybı en aza insin. Şömineyi havaların tam soğumadığı zamanlarda ara ara yakmak, çok soğuk zamanlarda kaloriferi desteklemek ve tabi canın  istediğinde keyif yapmak istersen yağmurlar başlamadan odunları içeri taşıyıp kalınlıklarına göre şöminenin iki yanına dizmek gerekir. Kalorifer dedimse kombimizin düğmesini çevirince çalışan bir sistemden söz etmiyorum tabii :) Katı yakıtla çalışan kocaman bir kazanımız var. Kazanı çalıştırmak için öncelikle içinde ateş yakmak, yakıt yüklemek, fan, yakıt alma, sıcaklık vb ayarlarını yapmak lazım. Her şeyi yapsanız bile yanmayabilir, yakıt olduğu halde yakıt bitti uyarısı verebilir... Üşenmeden yeniden bakmak, yeniden yakmak, yanana kadar vazgeçmemek lazım. Yanınca is bitmiyor bir de, her gün yakıt eklemek, külleri temizlemek, periyodik temizliklerini gerekiyor. Boru temizliğini saymış mıydım? Boru dedimse soba borusu gibi düşünmeyin, çapı en az iki katı. Temizlemekte problem yok ama çıkarıp takmak bir an için kendimi iskemle tepesinde elindeki soba borusunu düşürürken "benim işim mi bu" diye söylenen Adile Naşit gibi hissettirmedi değil :) Ama elbette ki bunlar bizim işimiz, hem beraber olunca her iş daha da kolaylaşıyor.


Dağ taş prina oldu
Bir de yakıt meselesi var. Daha Ağustos sıcakları bitmeden, kalorifer yakmanın düşüncesi bile fenalık geçirtirken kışlık yakıtı almak, getirecek kamyonu, kamyondan tarlaya kömürlüğe indirecek traktörü ayarlamak lazım. Geçen sene kömür yakmıştık, bu sene hem dumanı, hem külü  az olsun diye prina (zeytin çekirdeğinden elde edilen bir yakıt) yakalım dedik. Gelgelelim bu sene yağmur yağmayıp zeytin hasadı da gecikince prina üretimi de gecikti.  Almaya karar vermek bir dert, alıp eve getirebilmek ayrı dert.  Murphy iş başında mıydı bilmiyorum ama yakıtı fabrikasından alıp bize getirmesi için anlaşılan ilk kamyon bozulduğu için prinalarımıza kavuşmamız da kasım ortasını buldu. Prinanın kalorisi kömüre göre daha düşük, bu sebeple toplam miktar da kömüre gore artti tabii, prinalar kömürlüğe sığmadı, bir kısmını dışarı istiflemek zorunda kaldık. Neyse ki şimdilik (burda bir maşallahınızı alalım ki nazar değmesin) yanma ve kül performansından memnunuz, gelene kadar çektiğimiz strese değiyor gibi.



Iş sonrası keyif zamanı
"Anne bu çimler bir harikaaa"




















Doğanın saat dilimi yağmur, fırtına, soğuk, don olaylarına yaklaştığında dış mekanla olan randevular öncelik istemeye başlıyor. Bir yandan sonbaharın güzelliğinin tadını çıkarırken bir yandan da geçen sene hazırlıksız yakalandığımız donmaya karşı önlemleri artırıyoruz bu sene. Dışardaki su borularının büyük bir kısmını yaz sonu toprak altına aldık, ancak zemin kaya olduğu için bazı kısımlar açıkta kaldı. Onlara da önce izolasyon borusu takıldı, sonra da üstleri aluminyum kaplı cam yünüyle örtüldü. Bu ikinci malzemeyi nerdeyse yazdan beri arıyorduk, son anda havalar tam soğumadan bulunca çok sevindik. Bu sene umuyoruz ki daha az donma sorunuyla karşılaşacağız, yine de her ihtimale karşı hava durumu eksileri işaret etmeye başladığında su stoklarımızı tamamlayacağız. Adencik her gün "Kar isterim kış isterim" diye söyleniyor şu ara, bizim acelemiz yok ama inşallah hazırlıklar sayesinde kışın tadını da daha fazla çıkarıp Adenciği de  kış keyfiyle daha fazla buluşturabileceğiz bu sene  :) 

Bostanı söktük ama maydanozlar coşt

Bahçemizin mantarları


Yol Arkadaşlarımız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder