31 Mart 2018 Cumartesi

Toprak Gibisi Var mı?

Solda şeftali, sağda erik... 3 günlük saltanat
Hayat dağ köylerinde büyük şehirlere göre çok  daha yavaş aksa da, her anı acele etmeden doya  doya yaşayacak, içimize çekecek, beynimize  silinmeyecekmişçesine kaydetecek kadar  vaktimiz olsa da, burda da çok hızlı geçiyor  zaman. 1 ay sonra 2 yıl olacak hayatımızı  değiştireli, yuvamıza taşınalı. Artık baharın  kendisini ne zaman hissettireceğini, doğanın ne  zaman yeşile bürüneceğini, kuzuların, oğlakların  ne zaman hoplamaya başlayacağını, eriklerin,  kirazların ne zaman çicek açıp ne zaman  yapraklanacağını, bademin, fıstığın ne zaman  uyanacağını, meşelerin kuru yapraklarını  dökmeden birden yeşilleneceğini, hangi kır  çiçeğinin ne zaman açacağını biliyoruz. Ama bu,  merakımızı, heyecanımızı, her yeni ana tanıklık  ederkenki mutluluğumuzu azaltmıyor. Her gün  tarlayı, bahçeyi dolaşıyor, merakla doğanın bize o  günkü armağanlarını keşfediyoruz. Ve her an şükretmeye devam ediyoruz, bu güzellikleri sevdiklerimizle yaşayabildiğimiz için, küçücük bir papatyayla mutlu olup mutlu kalabildiğimiz için ve mutlu yaşamak için daha fazlasına ihtiyaç duymadığımız için...

Meşeler 1 günde değişti.  Bebe kozalaklar da çamları süslemeye başladı.

Istanbul'dayken bahar yorgunluğu diye bir kavram vardı. Burda ise ekstra bahar enerjisi kavramı var :) Doğanın armağanlarına eşlik etmek için zaman kaybetmeden kış etkilerini geride bırakmak istiyor insan. Tarla, bahçe temizlenecek, bu sene sebze dikimi için planladığımız yükseltilmiş sebze yatakları yapılacak, tohum çimlendirilecek, fidan dipleri çapalanacak, otlar tırpanlanacak, evin önündeki alana fare kulağı tohumu ekilecek, yeni fidanlar, yeni çicekler dikilecek, olmazsa olmaz petunyalar pencere önlerini süsleyecek... Bunlara ek olarak mevsimi kısa bahar meyve ve sebzeleriyle yeni lezzetler, tarifler denenecek... Ha bir de günlük rutin işler var ama onları saymıyorum artık.

Gönül istiyor ki bunların hepsini bir kerede hızlıca yapıp bitirelim. Ama orta yaşlı iki kişilik işgücüne sahip olduğumuz için bu pek mümkün değil tabii:) O yüzden iş hayatının bıraktığı "planladığımız her şey aynı anda olsun ve hemen olsun" yan etkisini baskılayarak işleri sıraya koymamız lazım.

   
1. yatak çakıldı
Önceliği sebze yataklarının yapılması aldı. Daha fidelerin dikimine zaman var ama yatakların içine konacak toprak karışımının dikimden en az bir ay önce hazır olması lazım ki   yağmurlar içindeki gübreyi eritebilsin. Yatakları hazır edip  içini serdikten sonra diğerlerini de yaparız nasıl olsa.
Soruyu duyar gibiyim, "Iyi de bu yükseltilmiş sebze yatakları da ne?"

Yükseltilmiş sebze yatağı aslında büyükçe bir saksı. Ister bahçede, ister tarlada, ister evinizin terasında her yere yapabilirsiniz. Geleneksel yöntemlere göre çok avantajı var.  Içindeki toprağı tarladaki tüm toprağa oranla kolayca ıslah  etme,  yüksek olması sebebiyle bel ağrılarımı tetiklemeyecek  olması, daha az yabani ot, daha az çapa, daha az sulama...  Daha ne olsun ki :) Evet başta biraz daha fazla uğraştırıyor ve  yoruyor ama sonrası hem çok daha rahat hem de yıllarca  nerdeyse hiç ek iş gerektirmeden ekip dikmeye devam edebiliyorsunuz. Tam da deneyimlemek istediğim şey. Ve bu yataklar beni en az baharın gelmesi kadar heyecanlandırıyor:)

Az sonra hiç ot kalmayacak
Buncağızı da rahatsız ettim arada




















Yatakları  başta pratik ve hafif bir malzeme olan OSB'den (oriented strand board, bir tür levha) yapalım demiştik, ama sonra içimize sinmedi. Çamların ortasındaki bir tarlada OSB yatak olmaz, olsa olsa çam olur dedik gittik mis gibi çam kestirdik. Masif ahşap haliyle çok ağır. Taşıması, çerçeveler bitince yerlerine koyması biraz zor oldu ama olsun, değdi. Hem OSB'ye göre de daha dayanıklı, muhtemelen hiçbir bozulmaya uğramadan bizi uzuuuuuun seneler idare ederler. Sevdicek yatakları inşa ederken ben de konuslanacakları toprağı belleyip çapaladım. Insan bir avuç toprakta bile daha bir hayran oluyor baharın mucizelerine. Daha iki hafta önce sadece toprak olan bostanda her yer çim, yeşillik, çicek. Belleyip temizledikçe alttan yenileri çıkıyor, onları temizleyince daha da yenisi çıkıyor.  O yabani otlar bile iki haftada nasıl derin kök salıp nasıl da bağlanıyorlar hayata... Bir yandan temizledim, bir yandan içim gitti. Çerçeveler çakılıp taban toprağı da ottan kökten arındırılınca, yeni otlar ve topraktan gelecek börtü böcek  yukarı çıkamasın diye su geçirgen bir örtü serip yatakları da yerine taşıyınca ilk iki aşama tamamlandı. Içeriğini koymak kısa sürer sanmıştım; ama her biri neredeyse 1000 Lt hacimli yataklara kova ve kürekle toprak ve yanmış sığır gübresini  aktarmak hem çok uzun sürdü hem de oldukça yordu. Araya hava muhalefeti de girince 1-2 günde biter sandığım iş on gün süründü.  En sonunda sevgilim bana bir el arabası aldı da hem belim rahatladı, hem de süreç hızlandı.  Coco peat bloklarını suyla açıp, leonardit,  umdemin, kemik unu, kükürt ve meşe külünü de ekleyince 3. aşama da bitti. Buraya yazarken 3-5 satıra sığsa da, çakılan her çivide, vurulan her çapada, atılan her kürek toprakta duyduğum heyecan ve mutluluk gökyüzüne bile sığmadı.  Sırada sardırma çıtalarının ve iplerinin yapımı ve companion planting - kardeş bitkiler prensibiyle yerleştireceğimiz fidelerin dikimi var. Hem yaptıklarımızdan çok mutluyum ve gurur duyuyorum, hem de bir sonraki adım için çok heyecanlanıyorum.

Çok mu güzel, bana mı öyle geliyor?
Zemin tamam, örtüyü serelim


Proud & happy couple
Doran çalışır Aden denetler
Veee final... Yataklar da bitti, ben de bittim :)

Yataklarla tekrar ilgilenme zamanı gelene kadar da bahçedeki diğer işler var, yüzümü güldüren, sabırsız tarafımla mantıklı tarafımı çatış₺tıran, heyecanımı daha da artıran. Bir an önce yapayım da bahçede kuzularımla oynarken, oturup bir şeyler yudumlarken, sevgilimle gün batımının tadını çıkarırken bizi daha da mest etsin dediğim...

Burda yaşamanın belki de en güzel tarafı da bu zaten... Toprakla uğraşmanın, yapılacakların, hayallerin hiç bitmemesi... Her an, her mevsim, her sene, aklı, bedeni, ruhu meşgul tutması, geliştirmesi, beslemesi...



Coco Peat: Hindistan cevizi torfu
Umdemin: Toprağın PH dengesini, su ve besin alabilmesini düzenleyen bir tür toprak desteği
Leonardit: Humik ve fulvik asit içeren bir tür fosilleşmiş gübre

2 yorum:

  1. http://gunesanne.com/2016/06/10/okulsuz-buyumek/

    şu yazıyı görünce sana göndermek geldi içimden.. Ne düşünüyorsun merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazidaki bircok noktaya katiliyorum. Cocuklarin kendileri olmalarina ve kendi yollarinin cizilmesine olanak taninmasi, kendi yasam alanlariyla ilgili hak, yetki ve sorumluluk almasi, guven, dogayla ic ice olma gibi konularda. Ancak cocuklarin gercekten kendi yollarini bulabilmeleri, kendilerine sunulani degil de istediklerini secebilmeleri icin genis bir vizyona sahip olmalari gerektigine, tek tip hayatla (hangi modeli olursa olsun) sinirli birakilmamalari gerektigine de inaniyorum. O yuzden bu cesitliligi ve vizyonu saglayacak bir egitim modeli gerekli bence, artik adi okul olur, bulunulan ulkeye gore home school olur, o kisim degisebilir.
      Bu konusmaya da bir goz atmani oneririm: https://youtu.be/h11u3vtcpaY
      Sevgiler

      Sil