16 Nisan 2018 Pazartesi

"Dünya Ne Kadar da Güzel"

Karanlık kış sabahlarının en sevdiğim yönü, Doran'ı okula yolladıktan sonra, sabah karanlığında huzur içinde sevdicekle bir fincan kahve içmek ve Aden uyanınca da sarmaşarak, kıkırdayarak, öperek, koklayarak istediğimiz kadar sabah keyfi yapmak. Herhangi bir şeye yetişme derdi olmadan, acele etmeden, tadını çıkara çıkara, o anları iyice içime çekerek, kalbime, aklıma kazıyarak... Bütün gün yapışık yaşasak da, bu sabah keyiflerinin tadı bir başka benim için. Sanırım çalışırken evden kuzular daha uykudayken çıktığım,  onları öperek uyandıramadığım, uyanırken yüzlerindeki gülümsemeyi göremediğim için.

Sabah keyifleri bir başka, ancak günler uzayıp güneş de tatlı tatlı ısıtmaya başlayınca kış miskinliği de sıyrılıveriyor üstümüzden. Adencik de içindeki bahar enerjisinden mi yoksa perdesinin arasından sızan güneşten mi bilmem, daha erken uyanıyor. Hava da üstümüze bir şey almadan çıkacak ve de fenalık geçirtmeyecek kadar sıcak olunca, bize sabah keyfini bahçelere, kırlara, sahillere taşımak kalıyor. 

Sahillerin en güzel zamanı. Henüz kalabalık değil. Plajlar, camping'ler daha açılmadığı için deniz kenarları ıssız. Ister bomboş kıyılarda yürüyüş yap, ister  deniz kenarında otur, ister kumla, suyla oyna, ister taş topla, ister piknik yap, ister eski Türk filmlerindeki gibi bir uçtan diğerine koş. Hatta denize bile kısaca bir girilir ama bizim sıpalar girince çıkmak bilmeyecekleri için denize girmeyi Haziran'a kadar ertelemekte fayda var. Sonuçta Kuzey Ege'de su yazın bile soğuk, fazla da abartmamak lazım:)


Kalabalıklaşmadan sahillerde mi takılsak, yoksa çiçeklerin zamanı geçip otlar sararmadan kırlarda oynayıp çicek mi toplasak? Mor kır çiçekleri, papatyalar o kadar güzel ki insan sadece yanlarından geçerken bile serotonin salgılıyor. Elinde sepetleriyle çicek toplayan, büyük çiçekleri toplarken küçükleri sevip okşayan, baharın kokusunu içlerine çekerken yüzlerinden huzur ve mutluluk akan, kuzularla, oğlaklarla, buzağılarla konuşan  minnaklarımdan mutlusu yok şu ara. Onların "Dünya ne kadar da güzel, çicekler, ağaçlar, doğa, hayvanlar, insanlar, her şey çok güzel." demeleri, kendi uydurdukları çiçekli böcekli şarkıları söylemeleri de  benim serotonin seviyemi geometrik olarak artırıyor. 





Taç yapamasak da bileklik yaptık

Tarlada
Tarlamız bu aralar yemyeşil. Bazı yerlerde minnacık beyaz ve mor çicekler, bazı yerlerde sarılı beyazlı papatyalar, bazı yerlerde tek tük de olsa gelincikler var. Sabahtan akşama tarlada dolaşsak sıkılmayız. Çiçek toplamak, toprakla oynamak, otların arasında kaybolmak, olmaya başlayan erikleri keşfetmek, her gün bir önceki güne göre neler değiştiğini gözlemlemek, bir yandan da yapılacak işler için ortalığı süzmek gibisi var mı? Sebze yataklarını bitirip dikime kadar bostanın kapısını kapadıysak da bahçede yapılacak bir sürü iş var. Çiçekler saksılara alınacak, günlük bakımları, sulamaları yapılacak, dadanan zararlı varsa kendi enzimlerimle ya da en fazla arap sabunu kullanarak mücadele edilecek, yeni fidanlar dikilecek, fidan dipleri çapalanacak, sulama başlayacak, otlar tırpanlanacak, otlar tırpanlanacak, otlar tırpanlanacak:)  Bir sürü iş var dediysem de yanlış anlamayın, bu işler yapmaktan, hatta planlamaktan bile heyecan duyduğum, bitirdiğimde gururla seyrettiğim, günümü, elle tutulur, gözle görülür reel süreçlerle geçirmemi sağlayan ve beni sonsuz mutlu yapan işler... Insanın çok severek, en severek yaptığı işler... Bu işler sayesinde günümün her dakikasında dünyayı, hayatı, doğayı, canlıları, çocuklarımı, kendimi daha iyi tanıyorum. Tanıdıkça daha iyi anlıyorum. Daha affedici, daha hoşgörülü oluyorum. Önemliyle önemsizi, değerliyle değersizi daha iyi ayırt ediyorum. Doğayla, hayatla bütünleşiyorum. Her an öğreniyorum, değişiyorum, gelişiyorum. Sanırım daha iyi bir ben oluyorum. Belki de bu yüzden bu işlerin hiçbirisinden vazgeçemeyişim, birilerine yaptırmak yerine her şeyini kendim yapmak isteyişim. Belki de bu yüzden primitif bostanımın, ne kadar temizlesem de otlarıyla baş edemediğim tarlamın, her yıl anca bir köşesine el atabildiğim bahçemin, en profesyonel ellerde düzenlenmiş bahçelerden, bostanlardan, tertemiz tarlalardan daha güzel gelmesi bana.

Kuşburnu ve böğürtlen. Önleri temizlendi, bu yıl ulaşabileceğiz:) 
Komşu köyde fidan dikimi
Bahçede fidan dikimi:)

Bahar kokoşu
Aden'den mutlusu yok

Bahar Alışverişi
Çocuklar bahçede oynar da Tom içerde durur mu?

Evet, biz her zaman olduğu gibi hayatın bize hediyelerinin tadını çıkarıyoruz yine. Yolunuz düşerse bekleriz :) 😉

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder