14 Mayıs 2018 Pazartesi

Pazartesi Sendromsuzu

Aslında bu yazı bir blog yazısı olmayacaktı. Instagram'da caption olarak başladım ama o kadar uzun olacaktı ki, post silindi, yazı da mini bir blog yazısına dönüverdi.  

Sanırım en sık karşılaştığım soru, "Peki ama sıkılmıyor musun?". Hazır tipik bir Pazartesi günü akşamındayız, bugünümü anlatayım da siz karar verin sıkılıyor muyum? 😊

Petunyas reloading
Dışardan görünen, çocuklarla sarmaşan, manzaraya karşı keyif çatan, sahilde ormanda gezen, o kurabiye senin bu kek benim pişiren bir hayattır belki. Belki hayat sadece bunlardan ibaret olsa, saatlerce ayaklarımı uzatıp manzara izlesem, sadece gezsem tozsam,  sıkılırdım da hakikaten (Gerçi şimdi gayet de cazip geldi yazınca 😂). Ama hayat  yoğun, her gün yapacak bir yığın şey var. Örneğin bu sabah Doran'ın kahvaltısını hazırlayıp okula yolcu ettikten sonra, hafta sonu yağan sağanakla boyunları bükülüp dalları kırılan petunyaların tedavisini yaptım bir süre. Kuruyan çiçekleri, yaprakları temizledim, birbirine girmiş dalları ayırdım, köklerini kabarttım, sularını düzenledim ve onları güneşin iyileştirici etkisine bıraktım.  Hoş sağanak olmasa da, dalları kırılmasa da bunları yapacaktım, belki aciliyet olmadığı için sabah ilk iş değil de, daha ilerleyen saatlerde...

Petunyalardan sonra yine sağanaktan nasibini alan terastaki tozu, toprağı, çam iğnelerini, bebe kozalaklara tutunamayıp da aşağı düşen, yerde neredeyse ayrı bir örtü oluşturan çam tohumlarını temizledim. Terası süpürürken hafif bir serinlik hissettiğimde yüzümü güneşe verdim, sıcakladığımda gölgeye, ağaçların altına sığındım. Yıkamaya sıra gelmeden açlık beni yoklamaya başladı, midemin sinyallerine direnemeyince domates, salatalık, biber ve peynirle - evet arada sırada ben de karbonhidratsız beselenebiliyorum:P- verdiğim kahvaltı molasının ardından petunyalara girişmeden attığım çamaşırları astım arka bahçeye. Çamaşır asarken önüm, arkam, sağım, solum yeşillik, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar, hafif bir meltem, yeni yeni yakmaya başlayan güneş. Sanki ev işi yapmıyorum da hayatımın tatiline çıkmış yeni günü karşılıyorum. 

Pazartesi genelde temizlik günü. Evi süpürdün, sildin, toz aldın derken saat oldu 14:30, Doran'ı okuldan alıp Taekwondo'ya götürme zamanı geldi.  Üst baş değiştir, Aden'le beraber ilçeye git, Doran'ı al, antrenman zamanı 2 saat Aden'i eğlendir, dönüşte kasaba markete uğra, eve dön, oldu mu saat 18:00? Şu ara taze yaprak zamanı, haftada bir kez tazecik yapraktan sarma yapmazsam olmaz. Bugün de sevdiceğim bakla sarması istemiş, eve gelir gelmez hazırladım, tencereyi ocağa koyup mutfağı da toparladıktan sonra bugün 12 saattir ilk kez oturma zamanı buldum:) Işte dışardan görünen keyif anları çoğu zaman 12 saatlik temponun sonundaki kısa dinlenme zamanları. Sabah 7 akşam 7, ki bu zamanın içinde bostan, tarla işleri, bahçe bakımı yok. Bugün yetmedi, onlar da artık yarına kaldı. 

Akşam dinlenmesi

Sabah 7 akşam 7, siz ev işi ve koşturmaca okursunuz, ben huzur okurum, ev işi yaparken bile yanımda sevdiceğimin ve çocuklarımın olduğu tarifi imkansız bir şansı okurum, oğlum teknik çalışırken minderlerde hoplayıp zıplama olanağına sahip kızımın neşesini okurum, sofraya aşklarımın sevdiği bir yemeği koyabilme mutluluğunu okurum, 5 dakikalığına da olsa daldığım manzaraya, bütün bir hayatın  keyfini sığdırırım.

Antrenmanda olan kim, belli değil...


Her gün elbet birbirinden farklı, ama hepsinin kendine özgü dinamiği var. 2 yıldır hiç değişmedi bu.  Sıkılmayı bırakın, bir saat boş kalacak zaman bile olmuyor çoğu kez. Iş gücün daha az olduğu günlerde daha fazla gezme tozma, daha fazla antin kuntin uğraşlar, daha fazla oyunlar oluyor. Her gün dopdolu ve güpgüzel geçiyor. 💜

Ha bu arada bugün (14 Mayıs) aynı zamanda dünya çiftçiler günü. Özel gün konseptine pek sıcak bakmam, pek de kutlamam ama nedense bu güne bir sempati duyuyorum. 😊 Kutlu mutlu olsun. 😊

2 yorum:

  1. muhteşem valla. Var mı satılık arsa oralarda :)

    Öner

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmaz mı? İste yeter :):) Inspection'a gelin önce :)

      Sil