25 Eylül 2018 Salı

Çocuk Gibi Çocuk...

Eşimle beraber işi, gücü, büyük şehir hayatını bırakıp bir dağ köyüne yerleşme kararı almamızın en temel ve önemli sebebi, birbirimizle ve çocuklarımızla daha fazla beraber olma, günün sadece 1-2 saatini değil, hayatın her anını paylaşma hayalimizdi. Çok fazla bir şey değildi aslında istediğimiz. Sabah 6:30da çocukları uzaktan severek evden çıkmak yerine, öperek uyandırabilmek, kahvaltılarını bakıcılar ya da okullar yerine kendimiz hazırlayabilmek, okula sarmaşarak, sevişerek uğurlamaktı.  Eve döndüklerinde karşılarında bir başkasını değil de bizi görmelerini; anlatmak istediklerini, heyecanlarını, tutkularını, mutsuzluklarını, sevinçlerini sıcağı sıcağına, beklemek ve sınırlı bir zamana sıkıştırmak zorunda kalmadan paylaşabilmelerini sağlamaktı. Günü birlikte karşılamak, birlikte yaşamak, akşamları yine birlikte uğurlamaktı...  Çocuklarımız sevildiklerini her an görsünler, duysunlar, hissetsinler ve okulda, evde, doğada olabildiğince çocuk olabilsinlerdi.  

Çok fazla bir şey değildi, ama buraya gelmeseydik asla ulaşamayacağımız bir hayaldi. Hayallerin gerçekleşmesi gibi güzel bir şey var mı? Şimdi, özlemle beklediğim zamanları unutmadan, her saniyenin tadını çıkararak yaşıyorum tüm bu anları. Günlük hayatın en sıradan, belki bazen bıktıran işleri, benim için dünyanın en büyük mutluluğu çünkü.  Okul açılma telaşım hiç yok. Toplantı olacak nasıl gideceğim stresim yok. Biri sabahçı diğeri öğlenci; ama bütün gün gitti derdim yok. Hafta çok koşturmacalı geçecek sıkıntım yok... Bütün günüm, bütün zamanım, bütün enerjim onların. Beni de daha fazla mutlu eden bir şey yok...

Yaşasın toplantı, öğlen de oğlumu görebildim:)
Minnak kızım, en küçük aşkım Aden'im de bu hafta yuvaya başlayınca, bir zamanlar imkansız gibi görünen  bu basit hayali gerçekleştirebildiğim için ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha hatırladım, bol bol da gözyaşı döktüm mutluluktan. Uyum günlerinde bahçede sırtımı ağaca yaslamış beklerken kitap okuyabildiğim için, "bitse de bir an önce ofise dönsem" stresim olmadığı için, sürekli maillerimi kontrol etmek yerine tüm dikkatimi benimle kardeşini beklemeye gelen oğluma verebildiğim için, zaman sıkıntım olmadan her gün kendi ellerimle okula götürüp kendi ellerimle okuldan alabildiğim için ...

Yuvanın bahçesinde Aden'i beklerken


Okul da güzel kavuşmak da


Okulların açılmasını da bahane edip burdaki okul durumundan bahsetmek istedim. Belki benzer hayalleri olanlar vardır ve çocuklar ne yapar diye merak ediyorlardır... Sadece kendi deneyimimizi ve de kısaca yazacağım ama başka merak ettikleriniz olursa yorumlarda sorun lütfen:)


Ilk gün pozu
Taşınma zamanı olarak kendimize çektiğimiz kırmızı çizgi Doran'ın ilkokula başlama zamanıydı. Tüm hayat şeklimizi değiştirip bilmediğimiz bir yaşama geçerken bir de okul değişkeni denklemde olsun istememiştik. 1-2 ay öncesinden okullarla konuşup içimize sineni seçeriz diye düşünüyorduk. Bizim buralardaki köylerde okul yok. Çocuklar taşımalı sistemle -ücretsiz servis gibi düşünebilirsiniz- gelip gidiyorlar. Eğitim tam gün, sabah 8:30-9:00 gibi başlıyor, öğleden sonra 15:00 civarı bitiyor. İlçede oturan çocuklar öğle yemeğine eve giderken, köyden gelenlerse Çanakkale'den onlar için gelen yemeği yemekhanede yiyor. Öyle başta benim zannettiğim gibi okul seçemiyorsunuz. Okul, adresinize göre belirleniyor - hoş bu tüm devlet okulu sisteminde böyle, buraya özel değil-. Sınıfların olabildiğince dengeli olması için ilk gün ilçeden/köyden gelen, anaokuluna giden/gitmeyen, kız/erkek alt gruplarından eşit sayıda ögrenci içerecek şekilde kuralar çekiliyor. Öğretmenler de kurayla belirleniyor. 
Ödevler, projeler, araştırma konuları çocukların kendi yapabilecekleri seviyede. Yıl sonuna doğru, gösteriler ve sergiden oluşan bir şenlik düzenleniyor. Gösteri dedimse, çocukların bahçede çocuk gibi dans ettiği, grup oyunları oynadığı ve çok eğlendiği bir şenlik.  Sergi ise zaten yıl içinde yaptıklarından oluşuyor. Oğlum bu yıl 3.sınıfa gidiyor ve geçtiğimiz dönemde gözlemlediğim kadarıyla içerik, bir çocuğun hayatında, eğitiminde, gelişiminde okula düşen payı yeterince karşılıyor. 
Çocukların kültürel, sanatsal ve sportif ilgi alanlarını desteklemek için ilçe halk eğitim merkezlerinde birçok kurs açılıyor her sene. Sayısı çok fazla olmamakla beraber özel kurslar da var.

Antrenman zamanı
En güzel pota



















Spor Aşkına

Sınıf gezisi sabahı
























In love with Troy

Aikido yok ama Taekwondo var

Ilkokulun aksine yuva ve anaokulu yarım gün. Sınıflar 13-14 kişilik.  Hem sabahçılara hem de öğlencilere ara öğün çıkıyor. 3 yaştan itibaren yuvaya alıyorlar. Aden gitmeyi çok istediği için 4 yaşında başladı, istemeseydi bir sene daha göndermezdim, doya doya bir yıl daha birlikte geçirelim diye.   

Ilkokul sonrası da normal ortaokul, lise, fen lisesi, yüksek okul ilçede var. Çanakkale'de lise kazananlar için servis de organize ediliyor. Zaten Çanakkale 45 dk, 1 saat mesafede:) Bakalım o zamanlar biz nerde olacağız, çocuklarımız nerde olmak, ne yapmak isteyecekler... Keynesyen bir yaklaşımla 'in the long run we are all dead' diyerek biz bu konuyu kendi zamanına bıraktık.  

Çocukların okul ve gidiyorlarsa kurs dışındaki zamanları ise, doğanın içinde, deniz kenarında, ormanda, parkta, evde, tertemiz havayla, hayvanlarla, ağaçlarla, çiceklerle, oyunla, yaşam alanlarına ilişkin sorumluluklarla ve her şeyden önemlisi aileleriyle geçiyor. Hem  çocuk gibi çocuk oluyorlar, hem istedikleri şekilde oynuyorlar, hem sorumluluk alıyorlar, hem de en doğal haliyle bağımsızlıklarını ve güvenlerini perçinliyorlar. Bunların çoğu büyük şehirde  ancak özel bir hafta sonu aktivitesi olur belki; ama burda normalleri, standartları, doğalları. İşte belki de o yüzden, her yer çam olmasına rağmen tohumdan yeni çıkan bir çam görmek bile mutlu ediyor onları... Her yeni çicek heyecanlandırıyor... Papatyaların bitmesi, bahçede at ya da keçi beslenmemesi üzüyor, bahçede keşfettikleri her yeni ot sevindiriyor. İşin güzel tarafı ise bu anlar hiç bitmiyor :)

En sevilen iş sulama...
Yok yok dalından meyva toplama
Kendi kahvaltısını hazırlayanlar


 
Her iş beraber, mantı bile
Analı kızlı salıncak
O satranç oynanacak


Ormanda
Istop!
















Çünkü neden koltukta okusun?




Harçlıklar gitti



Benim kendi adıma en çok önem verdiğim ise, böyle bir yaşam modeli içinde çocuklarla beraber çok zaman geçirmemiz. Onları gerçek anlamda anlamak ve  tanımak için bol bol zaman ayırabiliyor, sorularını dinleyip cevaplayabiliyor, ilgi alanlarını yakından gözleyebiliyor, destekleyebiliyor,  değişimlerine şahit olabiliyor ve vizyonlarının bizimkinin ötesine geçmesi için bol bol sohbet edebiliyoruz. Kendi değerlerini, kendi doğrularını oluşturmaları, farklılıklara saygı duymaları, kendileri olmaları, kendi hayallerini kurup gerçekleştirmeleri, belki de en önemlisi mutlu olup mutlu kalmaları için onlara model olabiliyoruz. Her şeyden önce ise, onları ne kadar çok sevdiğimizi bin kat daha fazla söyleyebiliyor, 1000 kat daha fazla hissettirebiliyor ve amaçsızca gülüp oynayabiliyoruz... 


🙏










7 yorum:

  1. Muhteşemsiniz... Beş yıl önce ben de onlar gibi yapacağım dedim. Üstünden beş yıl geçti. Hala ben aynı ben. Bir gün mutlaka becereceğim. Ellerinize sağlık. Hala rol modelimsiniz. Sevgiler
    Tolga Turgay

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah ☺️ Çok teşekkürler ve sevgiler...

      Sil
  2. Harikasınız, keyifle ve imrenerek takip ediyoruz.

    YanıtlaSil
  3. ok tatlısınız:) Keyfiniz hep bol olsun. sevgiler

    YanıtlaSil