11 Aralık 2018 Salı

Kentten Köye Göçüş 101: Hazırlık

Son zamanlarda "Nasıl yaptınız, nasıl başardınız, biz de düşünüyoruz neler tavsiye edersiniz?" diye çok fazla soruyla karşılaşmaya başladım. Soruları dilim döndüğünce yanıtlamaya çalışırken geçmişe gittim ben de... Bu hayali kurmaya başladığımız günleri, evimizin inşaatı başladığında duyduğumuz mutluluğu, taşınırkenki heyecanımızı an an yeniden yaşadım. Şaka maka 2,5 seneyi geçmişiz yuvamızda. Sondan bakarsak kısa, baştan bakarsak uzun bir zaman. "Keşke baştan bilseydik, bazı şeyleri farklı yapardık." dediğimiz çok fazla şey öğrenmişiz yaşayarak, bazısı mutlak doğru, bazısı göreceli elbette. Hala da her gün öğrenmeye devam ediyoruz, sıkılmadan, mutlulukla, aynı heyecanla. Tüm bunları hatırlayınca yolculuğumuzun öğrenilerinden bahsetmek istedim. Her hayat, her hayal, her insan, her yolculuk farklı olduğu için tavsiye veremem ama belki bizim yolculuğumuz aklınızdaki bazı soru işaretlerini gidermeye yarar:) Başlamadan hatırlatayım, bold ve kırmızı olan yerlerde, konuyla ilintili olan daha önceki yazılarım linkli, detay isterseniz onlara da göz atabilirsiniz:) 

En önemli etken ve yer seçimi:
Büyük şehir yaşantısını, işlerimizi, kariyerlerimizi bırakıp neden bir dağ köyüne yerleştiğimizi bu blog'un ilk zamanlarında yazmıştım. Bu hayali gerçek kılan en önemli faktör, sevgilimin de, benim de aynı hayali, aynı tutkuyla paylaşmamız ve sihirli bir şekilde olmasını beklemek yerine gerçekleştirmek için çalışmamızdı sanırım.  Bizim için bu hayalin hazırlık aşaması ise oldukça uzun sürdü. Nasıl yaşamak istediğimizi biliyorduk; ama yerini ve pratiğini zaman içinde keşfettik. Internetteki ilanlar o zamanlar hem çok kısıtlı olduğu, hem de çevreyle ilgili fazla bir ipucu vermediği için hafta sonlarında, tatillerde aklımızdaki yerleri gezdik, araştırdık. Zaman içinde aday coğrafya iyice ufalınca,  köy köy dolaşıp kahvelere satılık yer sorduk. Şimdi oturduğumuz yeri gördüğümüzde buraya aşık olduk... Hayatımızın sonuna kadar aynı noktada  sadece nefes almanın bile bizi mutlu edeceğini daha o an anladığımı düşünüyorum hep. İnsan her gün aynı manzaraya bakıp her gün farklı bir mutluluk duyar mı? Duyuyormuş... O zamanlar hiç düşünmediğimiz ancak taşındıktan sonra ne kadar önemli olduğunu anladığımız bir nokta da köyün yeri. Biz hem ana yola, hem ilçeye, hem sahile,  hem ormana, hem Çanakkale'ye hem Edremit'e çok yakınız. Bu, çocukların okula gidiş ve gelişleri, doktor, alışveriş, aktivite, sosyallik anlamında inanılmaz bir avantaj sağlıyor.

Biz bu manzaraya aşık olduk sanırım

Oturduğumuz yerden gün batımı

Güneşte de güzel, siste de, bulutta da

Artık hemen her emlakçının tüm ilanları internette bulunuyor ve en azından buralardaki tüm satılık yerler de emlakçıda. O yüzden masa başından işin çoğunu halletmek mümkün. Kısa listeye aldığınız yerleri görmeye geldiğinizde de zamanı verimli kullanmak ve sübjektif fiyatlandırmalardan korunmak adına mutlaka bir emlakçıyla dolaşmakta fayda var. Eğer bizim gibi  ekip biçme hayaliyle tarlanın içinde oturmak ve sıfırdan bir ev yapmak istiyorsanız, almadan önce sit alanı olup olmadığını,  imar durumunu,  kaç m2 inşaata izin verildiğini kontrol ettirmeyi atlamayın. Köyün merkezi dışında kalan yerler için muhtar izni yeterli değil, mutlaka İl Özel İdare'den izin alınması ve öncesinde de bu araştırmanın yapılması lazım. Her şey yolundaysa da izinleri takiben inşaata başlayabilirsiniz.

Ev ama nasıl?
Yeri seçtikten sonra, bizim hazırlık safhamızın en uzun bölümüne girdik. Başımızı sokacak bir dam :)  Ilk başlarda "prefabrik küçük bir ev yaparız, bize yeter"le başlayıp, ahşap eve, ordan "insan gücünü ayarlarsak beton ev de olabilir aslında"ya, en sonunda ise "hayallerimizi bütçeyle  sınırlamayalım,  hayatımızı 7x24 içinde geçireceğiz" düşüncesiyle taş eve evrildi damımız. Evrildikçe bütçesi arttı, bütçesi arttıkça bitmesi gecikti.  Ama iyi ki de böyle oldu, evin kendisini bile o kadar çok seviyoruz ki, bunca zamandır oturmamıza rağmen hala boş duvarlarına bakmak bile bize yetiyor, sanki dünyanın en güzel mimari eseri...

Köy evimiz 💜💚💙

Sıfırdan ev yaptırmak hele ki küçük yerde  çok çok çok zor, önce onu söyleyeyim. Bir de bizim gibi uzaktaysanız, başında durma imkanınız yoksa mutlaka güvenebileceğiniz birilerine ihtiyacınız var. Dünyanın en şanslı ailesi biz olmalıyız ki, izinlerden projeye, kaba inşaattan detaylara her şeyle ilgilenen, hayalimizi kendi hayaliymiş gibi heyecanla paylaşan, ev kendi eviymiş gibi tüm süreci sahiplenen birisiyle karşılaştık. Ömer Bey bu yazıyı okur musunuz bilmiyorum; ama okursanız her gün sizi sevgiyle andığımızı bilin istedim:) Evimiz bir yandan yapıla dursun, tahtaların rengine, yer karolarına, kapı pencere kollarına, mutfağa vb karar vermek için gezmediğimiz fuar, yapı market, nalbur, seramikçi, renklerini karşılaştırmadığımız boya markası kalmadı. O aralar cilanın  tonu bile sadece bir renk değil, dünyanın en en önemli, en heyecanlı konusu bizim için. Çünkü hayalimize uzanan yola elimizle koyduğumuz bir basamak, en az hayalin kendisi kadar güzel. Şimdi yazarken bile yüzümde bir gülümseme belirdi yine :)

Elektrik, su, ısınma
Evin kendisiyle beraber elektrik, su ve ısınma konuları da oldukça mesai harcadığımız konular oldu. Elektrik için güneş enerjisini araştırdık önce. Teoride çok mantıklı olsa da,  sürekli bir enerji için güneşsizliğe  üst üste en fazla 3-4 gün tahammülü var sistemin.  Burda da sonbahar ve kış aylarında üst üste bulutlu ve yağmurlu gün sayısı çok. 2 küçük çocukla enerjisiz kalma riskine girmek istemediğimiz için şebeke elektriğine karar verdik. Bu defa da dağ başında olduğumuz için yakınlarda elektrik çekilebilecek uygun bir trafo  olmaması sorunu karşımıza çıktı, trafo ve trafo direği satın almak durumunda kaldık. Güneş enerjisinin kurulum maliyeti trafo ve direğe rağmen diğerinden daha yüksekti ama birkaç yıl içinde kendini amorti ederdi, eğer ki bizim konumumuza uygun olsaydı tabii.

Bahçesinde trafoyla yaşayanlar...
Isınma, kombiyi açmak kadar kolay olmasa da alternatifleriniz fazla en azından. İklim, evinizin büyüklüğü, oda sayısı, sevdiğiniz ortam sıcaklığı, bütçeniz gibi faktörleri göz önüne alarak soba kurabilirsiniz, kalorifer için ısı pompası, katı yakıt kazanı, şömineyle ısınan sistem tercih edebilirsiniz, ya da ısı pompası ve yerden ısıtma yaptırabilirsiniz. En konforlu sistem kuşkusuz, eğer Ege veya daha sıcak bir yerde yaşamıyorsanız yüksek ihtimal ilk defa duyacağınız ısı pompası.  Havadan ya da topraktan aldığı ısıyı kalorifere ya da yerden ısıtmaya elektrik enerjisi yardımıyla taşıyan bu sistem,  Kuzey Ege'den güneye indikçe yaygın olarak kullanılıyor. Ancak buralardaki minimum hava sıcaklığı  havadan çalışan sistem için yetersiz. Topraktan çalışan sistem bu sorunu çözse de, o sistemin fizibilitesini düzgün bir şekilde yapıp sistemi kuracak güvenilir bir firma bulamadık (hala arıyoruz, hala bulamadık). Kurulum maliyeti de oldukça yüksek olduğu için risk almaktansa konforumuzu biraz bozarız diyerek katı yakıt kazanı kurduk. Biraz iş gerektiriyor ama en azından evimiz en soğuk günlerde bile sıcacık :)  Şömineyi ise herhangi bir sisteme bağlamadık,  karşısında keyif yapıyoruz daha ziyade:)

Kazan yakma


Şömine hazırlığı


Mis

Su, hiç beklemediğimiz bir şekilde taşındıktan sonra bizi en çok uğraştıran konu oldu diyebilirim :) Neyse ki çabuk hallettik:) Su için yine iki alternatif var; şebeke suyu ve sondaj suyu. Şebeke suyu kullanacaksanız sık kesintilerle uğraşmamak için bir depo edinin mutlaka. Sondaj yapacaksanız öncesinde izinlerin alınması gerekiyor. Dalgıç pompasıyla su bir depoya basılıyor ve depodan da evinize geliyor. Eğer depo ve ev arasında yeterli yükseklik farkı yoksa mutlaka ilk günden bir hidrofor edinin ki su basıncı düzgün olsun. Bir de dalgıç pompanıza iyi bakın, elektrik bağlantısı doğru olsun, su yokken boşa çalışmasın. Yoksa çok çabuk bozuluyorlar ve biraz maliyetliler:( Sondaj suyunu tahlil ettirip kullanım alanını tahlil sonuçlarına göre belirlemenizde fayda var. Her iki sistemde de, var olan tüm borularınızı, hidroforunuzu vb kışın donmalara karşı korumanız lazım.  

Maliyet
Yeri gelmişken yine çok gelen bir soruya yanıt vereyim. Maalesef bu işin, evin, arazinin, sistemlerin belli bir bütçesi yok, daha doğrusu sizin bütçeniz neyse, bu işinki de o. Köy içinden bir ev alırsanız maliyeti farklı olur, yeni yaparsanız farklı. Ev olarak 40-50 m2 konteyner koyarsanız farklı olur, villa  yaptırırsanız farklı. Deniz görmeyen ağaçsız küçük bir arazi alırsanız farklı olur, 10 kat maliyetle daha iyi bir yer alırsanız farklı. Mutfaktı banyoydu kazandı ısıtmaydı en basit ve hesaplı malzemeden de olabilir, lüks de. O yüzden bütçenizi belirlerken sizin istekleriniz, imkanlarınız, planlamanız ve zamanlamanızı dahil ederek araştırma yapmakta fayda var. Bir de ne kadar paylı hesaplarsanız hesaplayın, mutlaka ekstra maliyetler çıkıyor:) 

Maliyet demişken de nasıl geçineceksiniz kısmına geçis yapacaktım ancak bu yazı biraz uzadığı için onu ikinci yazıya bırakıyorum. Taşınma sonrasına ilişkin sorular ise herhalde ancak 3.yazıda olur. Kentten köye göçüş üçlemesi :) Burdaki konularla ilgili başka sorularınız olursa, ya da gelecek 2 yazıda bahsedilse iyi olur dediğiniz konular varsa yorumlara yazın lütfen:) 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder